Ne oldu
Oliver Heath, çalışan sağlığını, duyusal gereksinimleri ve doğayla bağlantıları ofis planlamasının merkezine alan bir iş yeri tasarımı yaklaşımı ortaya koydu. Model, bitkilendirme ve yeşil dekorasyonun ötesine geçiyor. Gün ışığı, temiz hava, doğal malzemeler, renk, doku ve çeşitli mekânsal deneyimleri kapsıyor.
Önerilen iş yeri, insanlara farklı ortamlar arasında seçim sunuyor. Bunlar; konuşma ve iş birliği için hareketli alanlar, odaklı çalışma alanları ve dinlenme ile toparlanma için daha sessiz yerleri içerebilir. Bu ortamların koşulları da mümkün olduğunda kişisel duyusal tercihlere göre uyarlanabilmelidir.
Yaklaşım, duyusal girdilere farklı tepkiler veren kişileri kapsamak üzere tasarlanmıştır. Bu nedenle ofis yerleşimleri, tek bir ortamın tüm çalışanlara uygun olduğunu varsaymak yerine daha yüksek, orta ve düşük düzeyde uyarım sağlayan alanlar sunabilir. Heath, bu düzenlemeye örnek olarak Aukett Swanke ile Lloyd’s of London için yürütülen çalışmayı gösterdi.
Neden önemli
Ofis planlayan işletmeler için bu model, iş yeri esenliğini son aşamada eklenen bir unsur olmaktan çıkarıp projenin erken dönem kararlarından biri hâline getiriyor. İlk tasarım brifi hazırlanırken işe alım, çalışan bağlılığı, devamsızlık ve çalışan esenliği konusunda bilgi sahibi kişilerin tasarım ekiplerine dahil edilmesini öneriyor.
Yaklaşım, binanın kullanıma alınmasının ardından ölçüm yapılmasına da işaret ediyor. İlgili veriler; insanların mekânı nasıl deneyimlediğine ilişkin geri bildirimlerin yanı sıra devamsızlık, çalışan devir oranı, üretkenlik kaybı ve kuruluşun çalışanları çekme ve elde tutma kapasitesini içerebilir.
Materyalde Türkiye'ye veya AB'ye özgü herhangi bir gereklilik belirtilmiyor. Ancak yaklaşım, iş yerlerini farklı çalışma biçimlerine daha kapsayıcı ve duyarlı hâle getirmek isteyen işverenler ve mülk sahipleri açısından önem taşıyabilir.
Arka plan
Biyofilik tasarım, insanlar ile doğal çevre arasındaki uzun süreli ilişkiyi yansıtmanın bir yolu olarak sunuluyor. Bu bakış açısına göre ofisler, fiziksel, zihinsel, duygusal, ergonomik ve duyusal gereksinimleri birlikte desteklemelidir.
Materyal ayrıca mevcut bina stokuna dikkat çekiyor. 2050'de kullanımda olması beklenen binaların yaklaşık %80'inin hâlihazırda var olduğunu belirtiyor; bu da yenileme ve yeniden kullanımın iş yeri dönüşümünde önemli bir rol oynadığı anlamına geliyor.
Sırada ne var
Tasarım aşamasına şimdi giren projelerin, 2030'daki iş yerlerini şekillendirmesi bekleniyor. Önerilen yönelim; bina izleme, kullanım sonrası araştırmalar ve iş gücü beklentileri değiştikçe devam eden düzenlemelerle desteklenen daha uyarlanabilir ofislerdir.






