Neler oldu

Bakan Yardımcısı Fatma Varank, 26 Ağustos 2026 tarihinde Moğolistan'da gerçekleştirilen BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi konferansında (COP17) bir panelde konuşarak Türkiye'nin çevre antlaşmaları koordinasyon yaklaşımını detaylandırdı. 17 Haziran 2025 tarihinde Türkiye, BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Sözleşmesinin ulusal odak noktaları arasında, politika hizalaması için ortak bir kurumsal mekanizma kuran Rio Sinerjisi Protokolü'nü imzaladı.

Türkiye, bir önceki çölleşme konferansı olan COP16'dan gelen taahhütlerin çoğunu tamamladı. Ülke, TÜBİTAK ile birlikte geliştirilen dinamik erozyon ve rüzgar erozyon modelleri ile yapay zeka destekli arazi örtüsü sınıflandırma sistemi ve ulusal iklim projeksiyonları ile entegre edilmiş sistemler de dahil olmak üzere güncellenmiş ulusal izleme sistemleri işletmektedir. ÇEM Akademisi, 108 ülke ve 16 uluslararası kuruluştan 1.267 uzmana eğitim vermiştir.

Neden önemli

Varank, çölleşme, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybını, izole çözümler yerine birleşik politika tepkileri gerektiren birbirine bağlı krizler olarak nitelendirdi. Üç antlaşma arasında ulusal ve uluslararası düzeylerde daha güçlü koordinasyon, ortak stratejiler, ortaklaşa kapasite geliştirme ve geliştirilmiş veri alışverişi sağlar. COP31 ev sahipliği olarak Türkiye, bu sinerjinin küresel düzeyde genişletilmesini, ülkeler arasında deneyim paylaşımını kolaylaştırmayı ve arazi ıslahı ile doğa temelli çözümleri uluslararası iklim politikası içinde öncelikler olarak konumlandırmayı amaçlamaktadır.

Protokol ve izleme altyapısı, Türkiye'deki hükümet ve akademik kurumlar arasında sürdürülebilir arazi yönetimi hakkında kanıta dayalı karar almayı desteklemekte ve uluslararası kullanıcılara analitik araçlar sunmaktadır.

Tarihçe

Türkiye 2015'te COP12'ye ev sahipliği yaptığında arazi degradasyonu tarafsızlığı konseptini ileriye taşıdı. Ülke, çölleşme ve arazi degredasyonuna yönelik altı stratejik sütun etrafında yapılandırılmış, sorumlu kuruluşlar tarafından yıllık izleme ve raporlama ile birlikte 2024–2030 dönemi için bir ulusal strateji ve eylem planı yayınladı.

Bundan sonra

Türkiye COP31 dönemiyetliğini yürütecek ve bu sürede katılımcı ülkeler arasında Rio antlaşma sinerjisini derinleştirmeyi ile arazi ıslahı ve sürdürülebilir yönetimi küresel iklim öncelikleri olarak konumlandırmayı, ülke içinde kurulan kurumsal koordinasyon modeli temel alarak gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.