Ne oldu

14 Ekim’de Istanbul’u etkileyen yoğun yağış, sellere, binlerce acil durum bildirimine ve dört ölüme neden oldu. En şiddetli yağış, kentin kuzey kesimlerinde görüldü.

General Directorate of Meteorology’nin ilk verileri, Beykoz’da günlük yağışın 244 mm olduğunu gösterdi. Istanbul’da ekim ayı ortalama yağışı 66 mm, yıllık ortalama ise 659 mm. Bu nedenle Beykoz’daki toplam, tipik dört ekim ayındaki yağışa yaklaştı.

Sarıyer’deki Kireçburnu istasyonunda 184 mm ölçüldü. Istanbul’un 1950’den bu yana tutulan uzun resmi ölçüm serisindeki en yüksek günlük değer 1981’de kaydedilen 136.1 mm olduğundan, yeni ölçüm doğrulanırsa bu eşiği yaklaşık %35 aşabilir. Şile’de 1985 yılında yapılan ayrı bir ölçümde 199.3 mm kaydedilmişti.

Analiz, olayın Balkanlar’dan gelen soğuk hava, Ege üzerindeki alçak basınç sistemi ve kuvvetli kuzeydoğulu rüzgârlardan kaynaklandığını belirtiyor. Hava kütlesi Karadeniz’i geçerken Istanbul’a ulaşmadan önce ısı ve nem kazandı. Kuzeydeki yüksek kesimler de yağışın şiddetlenmesine katkıda bulundu.

Neden önemli

Sel, aşırı yağışların sonuçlarının hem hava koşullarına hem de kentsel drenaja bağlı olduğunu gösteriyor. Olay sırasında Ayazağa, Kağıthane, Riva ve Çamlıbahçe dereleri taştı. Bu alanların bazı bölümleri eski dere güzergâhları veya taşkın ovaları üzerinde yer alıyor.

Üzeri kapatılmış dere kesimleri, yollar ve binalar, şiddetli yağış sırasında suyun hareketini engelleyebilir. Beton ve asfalt da suyun toprağa sızmasını azaltarak yüzey akışını artırır. Bu durum, su yollarının korunmasını, yeni sert zeminlerin sınırlandırılmasını ve yağmur suyu altyapısının iyileştirilmesini daha önemli hale getiriyor.

Kağıthane için yapılan modelleme, yeşil altyapı olmadan süren kentleşmenin sel riskini %87 artırabileceğini ortaya koydu. Yeşil altyapı önlemlerini birleştiren senaryoda ise su altında kalan alan yaklaşık %37 azaldı.

Arka plan

Istanbul Technical University’de 2015 yılında tamamlanan doktora çalışması, Istanbul’daki yaklaşık 2,400 km uzunluğundaki dereyi inceledi. Çalışma, bunların %17’sinin kapalı kesitlerden, %18’inin ise açık kanallardan geçtiğini buldu. Kapalı kanalların kapasitesi aşıldığında veya tıkandığında, su bugün yol ya da binaların bulunduğu eski dere güzergâhlarına geri dönebilir.

Daha sıcak koşullar da daha şiddetli sağanakları destekleyebilir; çünkü atmosfer sıcaklıktaki her 1°C artış için yaklaşık %7 daha fazla su buharı tutabilir. Meteorolojik verilere göre, Türkiye’nin Karadeniz kıyısında yıllık ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı 1981–1991 döneminde 14.8°C iken 2014–2025 döneminde 16.5°C’ye yükseldi.

Sırada ne var

İklim değişikliğinin bu belirli olaya katkısı, özel bir bilimsel ilişkilendirme çalışması gerektiriyor. Analiz, tek bir fırtınanın kışın tamamının nasıl gelişeceğini belirleyemeyeceğini söylüyor. Ancak kuzeyden yeni soğuk hava dalgaları gelirken Karadeniz yaz sıcaklığını koruyabilir; bu da önümüzdeki haftalarda ilave şiddetli yağışları destekleyebilecek koşullar yaratabilir.