Ne oldu

Pasifik liderleri, gelecek ay Türkiye’de yapılacak COP31 öncesinde Fiji’nin Nadi kentinde pre-COP görüşmeleri için bir araya geldi. Toplantıyı, daha varlıklı ülkelerden daha fazla mali destek istemek için kullandılar. Gündemin odağında, deniz seviyelerinin yükselmesi ve ısınmaya bağlı mercan ağarmasıyla karşılaşan ada toplulukları için uyum finansmanı vardı.

Liderler ayrıca ısınmayı sanayi öncesi dönemin 1.5°C üzerinde sınırlama hedefinin korunmasını istedi. Tuvalu’da yetkililer, adaların sular altında kalması durumunda ülkenin 10,600 sakininin olası taşınması için hâlihazırda planlama yapıyor.

EkoIQ’nun görüşmelere ilişkin haberine göre, 2024’te yaşanan bir deniz sıcak hava dalgasının bölgedeki mercanların %99.9’unu yok ettiği tahmin ediliyor.

Müzakereleri takip eden kuruluşlar açısından ilk sonraki adım, bu çağrıların COP31 öncesinde bölgesel uyum ve dayanıklılık mekanizmalarına yönelik ek taahhütlere dönüşüp dönüşmeyeceğini izlemek.

Neden önemli

Bildirilen finansman açığı oldukça büyük. BM’nin Ağustos ayında yayımladığı rapor, gelişmekte olan ülkelerin uyum için $310bn ile $365bn arasında kaynağa gereksinim duyduğunu hesapladı. Buna karşılık, 2023’te kullanılabilir uyum finansmanı $26bn seviyesindeydi.

Pasifik hükümetleri, $500 million kaynak toplama hedefi olan Pacific Resilience Facility yoluyla bu farkı azaltmayı amaçlıyor. Rapora göre bugüne kadar verilen taahhütler, hedefin yarısına dahi ulaşmadı.

Finansman tartışması, bölgeyi şimdiden etkileyen fiziksel risklerle doğrudan ilişkili. Deniz seviyesindeki artış evleri tehdit ederken, yükselen sıcaklıklar mercan ağarmasını artırıyor. Pasifik ülkelerinde planlanan altyapı desteği de kısmen erozyon ve yükselen denizlerden etkilenen kıyılara yöneliyor.

Finansman duyuruları

Fiji, toplantılar sırasında Pacific Resilience Facility’ye ek $10 million katkı yapacağını duyurdu.

Australia, Papua New Guinea, Fiji, Kiribati ve Tuvalu’daki yol ve iletişim altyapısı projelerine $2 million yatırım yapacağını açıkladı. Yatırımın iklim uyumunu desteklemesi, özellikle erozyon ve deniz seviyesindeki artışa açık kıyı bölgelerine odaklanması planlanıyor.